Birçok kişi dolabında yıllardır giymediği kıyafetleri, çekmecesinde artık kullanılmayan eşyaları ya da “bir gün lazım olur” diye saklanan nesneleri tutar. Bazıları için bu durum sıradan bir alışkanlıkken, bazı insanlar için eşyaları atamamak ciddi bir duygusal yük ve yaşam alanını zorlaştıran bir probleme dönüşebilir. Psikolojide bu davranış, genellikle duygusal bağlanma, kimlik ilişkisi ve kaygı düzenleme süreçleriyle açıklanır.
Eşyalar Birer “Duygusal Anı Taşıyıcısıdır”
İnsan beyni somut nesneleri, soyut duygulara bağlama eğilimindedir. Bir konser bileti sadece bir kâğıt parçası değil; o gün hissedilen heyecanın, birlikte olunan insanların ve yaşamın belirli bir döneminin sembolüdür.
Bu nedenle bazı kişiler için bir eşyayı atmak, aslında o anıyı ya da duyguyu kaybetmek gibi hissedilir. Nesne, adeta geçmişle kurulan köprünün fiziksel temsilidir.
Kimlik ve Kontrol İhtiyacıyla İlişkilidir;
Eşyalar, kişinin yaşam öyküsünün parçaları gibi algılanabilir. Özellikle hayatında büyük değişimler yaşamış bireylerde (taşınma, kayıp, ayrılık, travma gibi), geçmişe ait nesneleri saklamak bir tür kimlik sürekliliği sağlar.
Bu durumda kişi, “Bu eşyalar olmadan ben kimim?” gibi bilinçdışı bir kaygı yaşayabilir. Nesneler, kişinin hayatının kontrol altında olduğu hissini destekleyen psikolojik dayanaklar haline gelebilir.
Kaygı ve Belirsizlikle Baş Etme Yolu Olabilir
Eşyaları atamamanın en güçlü psikolojik sebeplerinden biri kaygıdır. “Ya lazım olursa?”, “Ya bir daha bulamazsam?” düşünceleri, geleceğe dair belirsizlik toleransının düşük olduğunu gösterir.
Bu kişilerde nesne biriktirme, aslında bir güvenlik davranışı gibi işlev görür. Nesneler, olası risklere karşı “hazırlıklı olma” hissi yaratır.
Duygusal Yoksunluk ve Bağlanma Örüntüleri
Araştırmalar, çocuklukta duygusal ihmal, kayıp ya da güvensiz bağlanma deneyimi yaşayan bireylerin nesnelere daha güçlü bağ kurabildiğini gösterir.
Nesneler bu kişiler için:
• Değişmeyen, Terk etmeyen, Güvenli hissi veren varlıklar haline gelir.
Bu nedenle bir eşyanın atılması, sadece bir nesneden değil, aynı zamanda bir “duygusal destekten” vazgeçmek gibi algılanabilir.
Ne Zaman Bir Soruna Dönüşür?
Eşya biriktirme davranışı, aşağıdaki durumlarda psikolojik bir problem olarak değerlendirilir:
• Yaşam alanını kullanılamaz hale getiriyorsa
• Günlük işlevselliği bozuyorsa
• Kişi atma düşüncesiyle yoğun stres yaşıyorsa
• Sosyal ilişkileri etkiliyorsa
Bu noktada durum, psikolojide biriktirme bozukluğu olarak adlandırılan klinik bir tabloya yaklaşabilir.
Çiğdem Çetin
Klinik Psikolog