• Bağlarbaşı Mah. İkinci İlkokul Cad.
    No:35/3 Maltepe - İstanbul
  • info@silvapsikoloji.com

Hepimizin hayatında "başlamam gereken ama başlayamadığım." işler vardır. Dışarıdan bakıldığında bu durum tembellik ya da disiplinsizlik gibi görünebilir. Oysa psikoloji literatürü, ertelemenin çoğu zaman irade zayıflığından değil; duygu düzenleme ve öz-düzenleme süreçlerinden kaynaklandığını göstermektedir.

Erteleme; yapılması gereken bir görevin, olası olumsuz sonuçları bilindiği hâlde gönüllü olarak geciktirilmesidir (Steel, 2007). Bu tanım iki önemli noktaya işaret eder: Kişi gecikmenin zarar verebileceğini bilir ve buna rağmen davranışı erteler. Dolayısıyla mesele yalnızca zamanı iyi planlayamamak değildir; daha derinde işleyen psikolojik mekanizmalar söz konusudur.

Erteleme ve Duygu Düzenleme

Güncel araştırmalar, ertelemenin çoğu zaman görevle ilişkili olumsuz duygulardan kaçınma işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Göreve başlamadan hemen önce ortaya çıkan kaygı, yetersizlik hissi, başarısızlık korkusu ya da performans baskısı kişiyi zorlayabilir.

Sirois ve Pychyl’e (2013) göre erteleme, kısa vadeli duygu düzenleme stratejisidir. Kişi görevi ertelediğinde anlık bir rahatlama yaşar; ancak bu rahatlama geçicidir. Zaman daraldıkça stres artar, suçluluk duygusu devreye girer ve performans düşebilir. Böylece erteleme, kendini tekrar eden bir döngüye dönüşür.

Öz-Düzenleme Süreci

Öz-düzenleme kuramları, ertelemenin hedefe yönelik davranışı sürdürme kapasitesiyle ilişkili olduğunu belirtmektedir (Baumeister & Heatherton, 1996). Özellikle zihinsel olarak zorlayıcı ya da değerlendirmeye açık görevlerde, birey kısa vadeli rahatlamayı uzun vadeli kazanca tercih edebilir. Bu durum motivasyon eksikliğinden çok, zorlayıcı duygularla baş etme kapasitesiyle ilişkilidir.

Mükemmeliyetçilik ve Kaçınma

Araştırmalar, özellikle uyumsuz (maladaptive) mükemmeliyetçilik ile erteleme arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir (Flett et al., 1992). “Ya kusursuz yapmalıyım ya hiç yapmamalıyım” biçimindeki katı düşünce kalıpları, göreve başlamayı zorlaştırabilir.

Bu noktada erteleme, başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmeyi geciktiren bir kaçınma stratejisine dönüşür. Sorun çoğu zaman hedefin büyüklüğü değil; hataya ve belirsizliğe toleransın düşüklüğüdür.

Terapide Neyi Amaçlıyoruz?

Erteleme davranışıyla çalışırken amacımız yalnızca daha planlı olmayı öğretmek değildir. Terapide, davranışın arkasındaki duygu ve düşünce süreçlerini birlikte anlamayı hedefleriz.

Bu süreçte:
• Erteleme döngüsünü görünür hale getirmeyi,
• Görevle ilişkili kaygı ve yetersizlik duygularını tanımayı,
• Mükemmeliyetçi ve katı düşünce kalıplarını esnetmeyi,
• Küçük ve sürdürülebilir adımlarla harekete geçebilmeyi,
• Öz-eleştiri yerine daha destekleyici bir iç ses geliştirmeyi
amaçlarız.

Temel hedef kusursuz performans değil; zorlayıcı duygulara rağmen ilerleyebilme kapasitesini güçlendirmektir. Çünkü çoğu zaman sorun “yapamamak” değil, yapmaya başlarken yaşanan içsel zorlanmadır. Erteleme değiştirilebilir bir örüntüdür. Bu süreçte çalıştığımız şey yalnızca davranış değil; kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir.

Destek Almak

Eğer erteleme davranışı günlük yaşamınızı, iş performansınızı ya da akademik sürecinizi etkiliyorsa, bu konuda profesyonel destek almak mümkündür. Erteleme döngüsünü anlamak ve değiştirmek birlikte çalışabileceğimiz bir süreçtir.

Kaynakça

Baumeister, R. F., & Heatherton, T. F. (1996). Self-regulation failure: An overview. Psychological Inquiry, 7(1), 1–15.
Flett, G. L., Blankstein, K. R., Hewitt, P. L., & Koledin, S. (1992). Components of perfectionism and procrastination in college students. Social Behavior and Personality, 20(2), 85–94.
Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.
Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.

Burcu Akoğlu
Klinik Psikolog